Büyükdere Cad. No:185 Kanyon Ofis Bloğu Kat:6 Levent/İstanbul
Mal rejimi, evlilik birliği içindeki hukuki rejim ile eşlerin sahip olduğu malların yönetimini, bu mallar üzerindeki hakları ve borçlardan sorumluluğu düzenler. Evlilik birliği süresince veya boşanma halinde bu malların hukuken kimin olacağı ve nasıl paylaştırılacağı mal rejimi kurallarına göre belirlenir.
Mal rejimi, Türk Medeni Kanununda 4 şekilde düzenlenmiştir. Bunlar; yasal mal rejimi olarak belirlenen ve aksi kararlaştırılmamışsa evlilik birliğinde uygulanan edinilmiş mallara katılma rejimi (TMK 202/1, TMK 218-241) ve seçilebilir mal rejimlerinden olan mal ayrılığı rejimi (TMK m. 242-243), paylaşmalı mal ayrılığı (TMK m. 244-255) ve mal ortaklığı (TMK m. 256-281) rejimidir.
Bu yazımızda evlilik birliğinde uygulanan ve seçilebilir mal rejimlerinden olan mal ayrılığı rejiminde bahsedeceğiz.
Türk Medeni Kanunu Uyarınca Mal Rejimi Düzenlenmesi
Türk Medeni Kanunu madde 203;
“Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.”
Şeklindedir.
Bu madde ile eşlere evlilik birliğinin kurulmasından önce veya sonra mal rejimini kanunda belirlenen sınırlar içerisinde diledikleri gibi seçme hakkı tanır.
Eşler mal rejimini belirlerken bu rejimi ileriye etkili olarak seçmiş olurlar. Bir başka değişle eşler mal rejimi sözleşmesinin başlangıcını sözleşmeden önceye etkili kılamazlar. Bu hüküm emredici olup aksi kararlaştırılamaz.
Mal Ayrılığı Rejimi
Mal ayrılığı rejimi eşlerin kanundaki seçme hakları sonunda aralarında akdedecekleri bir sözleşme ile tercih edebilecekleri bir mal rejimi sistemidir. Sistemin temel esası, evlilik birliği süresince ve evlilik birliği sonlandığında da her eşin kendi malvarlığı üzerinde usus, fructus ve abusus hakkını korumak isteği, bu malların evlilik birliği sonlandığında paylaşıma konu edilmesini istememesidir. Özel malvarlığına, eşin mülkiyetinde olan mallar ile alacak hakları, paraya dönüştürülebilir ve mirasçıya geçebilen her türlü malvarlığı hakları girer.
Mal rejimi sözleşmesi akdedildiği tarihten itibaren ileriye yönelik olarak etkilerini doğurur. Buna istinaden eşler evlendikleri tarihten sonraki bir dönemde yapacakları mal ayrılığı rejimi sözleşmesiyle bu tarihten sonra edinecekleri mallar üzerinde en geniş yetkilere tek başlarına sahip olacaklardır.
Kanunda bu husus;
“Madde 242– Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı
üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur.”
ve,
“Madde 243- İspat, borçlardan sorumluluk ve paylı mülkün özgülenmesi konularında
paylaşmalı mal ayrılığı rejimine ilişkin hükümler uygulanır.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
Özetle, Türk Medeni Kanunu’nun kabulü yani 2002 yılından önce yapılan ve 2002 yılından sonra gerçeklemiş olsa dahi evlilik sözleşmesinden önce veya evlilik birliği sırasında mal ayrılığı rejimi seçilmiş ise bu tarihten itibaren edinilen tüm malvarlığı sadece edinen kişiye ait olup, diğer eş bundan hak iddia edemeyecektir.
Olağanüstü Mal Rejimi Olarak Düzenlenen Mal Ayrılığı Rejimine Dair Hususlar
Kanunumuz mal rejimleri konusunda eşlerin sözleşme serbestisi ilkesini benimsemiş ve iki eşin de rızası olması gerektiğini düzenlemiştir. Fakat bazı durumlarda eşler mahkemeye başvurarak, eşlerden birinin istemi ile haklı bir sebebin varlığı halinde hakim mal ayrılığı rejimine geçilmesine karar verebilir. Kanunun öngördüğü durumlarda mal ayrılığı rejimine geçiş kendiliğinden de gerçekleşebilir.
Mal ayrılığı rejimi TMK m. 206-212 hükümlerince olağanüstü mal rejimi olarak kabul edilmiştir. Olağanüstü mal rejimi aklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir.
Özellikle aşağıdaki hâllerde haklı bir sebebin varlığı kabul edilir:
1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,
2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,
3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını
haklı bir sebep olmadan esirgemesi,
4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında
bilgi vermekten kaçınması,
5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.
Eşlerden biri ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun ise, onun yasal temsilcisi de bu sebebe dayanarak eşin mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.
Bu halde mal ayrılığı rejimine geçmek isteyen eşlerden herhangi birinin yerleşim yerindeki Aile Mahkemesi yetkili ve görevli mahkeme olacaktır.
Eşler, her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilirler. Nitekim, mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması hâlinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine dönülmesine karar verebilir.
Mal Ayrılığı Rejiminde Cebri İcra
Mal ortaklığını kabul etmiş olan eşlerden birinin iflâsına karar verildiği takdirde, ortaklık kendiliğinden mal ayrılığına dönüşür.
Mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birine karşı icra takibinde bulunan alacaklı eşlerden birine borcu sebebiyle icra takibi başlatılıp haciz işlemlerine başlandığı halde, bu haciz işleminin yapılmasında alacaklı alacağını karşılayamayarak zarara uğrarsa mahkemeye başvurarak mal ayrılığına geçiş rejimini talep edebilir. Alacaklının mal ayrılığına geçilmesini talep etme koşulu icra takibi yaptığı kişi ve eşi arasındaki mal rejiminin mal ortaklığı rejimi
olmasıdır. Alacaklının bu istemi her iki eşe de yönelik olacaktır. Bu şartlar sağlandığı takdirde alacaklının mahkemeye başvurusu ve hakimin kararı üzerine eşler arasındaki mal rejimi mal ayrılığı rejimi olacaktır. Burada yetkili mahkeme borçlunun yerleşim yeri mahkemesi olacaktır.
Alacaklı tatmin edildiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, mal ortaklığının yeniden kurulmasına karar verebilir. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle edinilmiş mallara katılma rejimini kabul edebilirler. Mal ayrılığına geçildiği takdirde, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşler arasında önceki mal rejiminin tasfiyesi, bu rejime ilişkin hükümlere göre yapılır.
Sonuç
Sonuç olarak mal ayrılığı rejimi eşlerin ve üçüncü kişilerin malvarlığı üzerindeki menfaatlerini etkin şekilde korumayı amaçlayan ve bunu Türk Medeni Kanunu ile belirlenen diğer mal rejimlerine kıyasen daha iyi sağlayan bir mal rejimidir. Buna göre eşlerden her biri gerek karşılığını vermeksizin elde ettikleri gerekse karşılığını vererek elde ettikleri malları paylaşmazlar (TMK m. 242). Belirtildiği üzere mal ayrılığı rejimi eşlere hiçbir mal rejiminde olmadığı kadar geniş yetkiler sağlaması bu rejimin en önemli özelliklerindedir. Diğer yandan eşler arasında eşitliği sağlamaya en yakın mal rejimi olması da bu rejimin daha etkinleştirilmesi ve kanuni düzenlemesinin daha iyi yapılarak bu rejimi seçecek eşlere güven verilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Tags
# sarımkara
Posted in
Yayınlar